HAZIR DEĞİLDİK
Hüsamettin Kazan / Eğitim , Öğretim ve Bilim Hizmetleri Cengiz Aytmatov’un bir sözü geliyor aklıma: “İnsanlar, her şeyi anlatamazlar . Zaten kelimeler buna yetmez. İnsanlar aslında anlatamadıklarında gizlidir. İnsanların sessizliğine kulak vermek gerekiyor. 6 Şubat depremi yıl dönümünde acılarını (suskunlukla) yaşayan bütün depremzedeleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Depremde vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Bu konuda, acıların üzerinde söyleyecek hiçbir sözümüz, hiçbir cümlemiz bu
Hüsamettin Kazan / Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri
Cengiz Aytmatov’un bir sözü geliyor aklıma: “İnsanlar, her şeyi anlatamazlar. Zaten kelimeler buna yetmez. İnsanlar aslında anlatamadıklarında gizlidir. İnsanların sessizliğine kulak vermek gerekiyor. 6 Şubat depremi yıl dönümünde acılarını (suskunlukla) yaşayan bütün depremzedeleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Depremde vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu konuda, acıların üzerinde söyleyecek hiçbir sözümüz, hiçbir cümlemiz bu derinliği anlatmaya yetmez. Bu acıları kelimeler anlatmaya yetmez. Depremde insanlarımızın yaşadıkları tahammül edebildiğimiz kadar gözümün önüne geliyor. Tabii bunları unutmamak lazım. Ancak bu psikoloji de kalır isek yeniden ayağa kalmakta zorlanırız. Depremin etkileri yıllarca geçmeyecektir belki.
Siyasete girmeden; depremi siyasette oraya, buraya malzeme etmeden konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Depremler ülkemizin bir gerçeği.
99'da bunu yaşadık.
99 depreminde üniversite idim. O zamanlarda ‘’Sakarya Havzasını’’ çalışan hocamız Sayın Nurfeddin KAHRAMAN ders hocamızdı. Sakarya bölgesi ile ilgili çok ciddi uyarılarda buldu. ‘’Deprem bölgesi çok büyük zararlar olacak.’’ Diye.
Bu uyarı ve çalışmalarından dolayı teşekkür mü aldı.

Tabi ki Hayır. ‘’Teröriste’’ varıncaya kadar saldırılara uğradı. Vatan Haini ne kadar gitti işler.
“Bizim ülkemizin ekonomik olarak güçlenmesini istemiyorsun. İnsanları panik olmaya sevk ediyorsun.
Hocama ulaşmaya çalıştım. 1999 depreminde yaşadıklarını bize anlatması için.
O zamanın gazete kupürlerini arşivlemiş. O gazete köprülerinde 99 depreminde şöyle manşetler vardı. ‘’Devlet enkaz altında kaldı.’’ ‘’Bölgeden haber alınamıyor.’’
Dönemin Başbakanı Bülent ECEVİT deprem bölgesinden 3 gün haber alamadığını söyledi.
Hocamız gitti. O zamanlar doçent yardımcı idi.( Öğrencileri onun kadar yeterli olmasa da doçentliği almıştı. Doçent olan öğrencileri, kendi öğrencilerinin bitirme tezleri genel de beşeri coğrafya alanında; ‘’etnik- mezhepsel konulardı. Hatay iline özel bir ilgileri vardı.)
Hocamız takım elbise giyerdi. Deprem bölgesinden dönüşte onu ikinci defa gördüğümüz zaman yaklaşık (10 gün sonra) takım elbise kendisine 2 beden büyük geliyordu.
Bu acıları çok sık konuşuyoruz.
Hocamız Prof. Dr. Naci GÖRÜR geçen isyan etti. ‘’Bizi depremden depreme çağırıyorsunuz.
İstanbul için uyarıda bulunuyorlar. ‘’ Diyorlar ki: 4 milyon kişi etkilenecek. Bir Milli Güvenlik sorunu ortaya çıkabilir. Anketler yapılıyor. Her şey var. Ama Deprem bizim gündemimizde yok. Hayatınızı durduracak milli güvenliğini tehdit edecek bir durumdur.
Peki, hazırlıklar ona göre yapıyor mu? Yoksa deprem konusu siyasete mi konu ediliyor?
Biz fani insanlarız. Siyasilerimiz depremi daha iyi mi biliyor acaba?
Deprem sonrası yapılan ilk iş nedir?
Sorumlu aramak. Sorumlu kim?
Sorumlu hepimiziz.
Sizler, bizler sorumlu olmadığımızı mı düşünüyorsunuz? Elinizi vicdanınıza koyun evinizi yaparken nelere dikkat ettiniz?
Bir metre karşı toprak için neler yaptık? Hatay’daki dava yükünün çoğunu mülkiyet problemleri kapsamıyor mu?
Deprem ön hazırlık ister. Hepimiz sorumluluğu olduğumuz için; herkes birbirinin üzerine atıyor sorumluluğu.
Sorumlu bulamayacaksınız.
Bir sorumlu aramak abes ile iştigal olmaktır. Çünkü sorumlu bir değil. Belki herkes.
Deprem öncesi, sırası ve sonrası olarak üç aşamalı afet eylem planları vardır.
En önemli aşama deprem öncesinde yapmamız gerekenlerdir.
Depreme hazır olma aşamasıdır.
“Depreme hazır olmak”
Hazır mıydık peki?
Hayır.
Gazetelerde böyle bir gündem var mıydı?
Hayır.
Yerel Yönetimlerin, merkezin yoğun aktif bir çalışması var mıydı?
Hayır.
Hazır değildik.
Sonra bu işi mezhebe, ırka, siyasete döküp konuşmanın ne anlamı var?
Hazır değildik.
Oldu.
Kimse sorumluluğu almaz zaten. Bürokrasi de almaz. Yerel yönetimler de almaz sorumluluğu.
“Vatandaşı istiyor” diyor. Evi kenti böyle olsun istiyor.
Ne diyebilir ki? Kim engelleyecek vatandaşı siyasiler mi? Kim ikna edecek? Bir toprak mülk sevdasıdır almış başını gidiyor.
6 Şubat öncesi sizin ve bizim şehir hayatı, yaşam standardı ile ilgili talebimiz var mıydı? Yok. (6 Şubat sonrası var mı?)
Oy atarken deprem dirençli şehir yapacaklara mı oy attık.
Dolayısıyla depremi ve doğal afetleri bir siyasi malzeme konusu olmamalı.
Felaketin boyutu çok büyüktü. Durumu tahmin edilemeyecek kadar kötü idi. Bu nedenle Asrın felaketi dendi. Böyle bir felakete hazır olamayınca koordinasyon sağlanması zaman aldı.
Ayrıca afet zamanında müdahale edecek bütün birimler de (sağlık güvenlik eğitim AFAD … ) depremden etkilenmişti
Kurumların personelinde vefatlar vardı.
Dönemin yetkilileri, siyasileri de çaresizdi.
Dünyadaki bütün kurumlar ekiplerini getirin, kurtaramazsınız! Diyenler vardı.
On binlerce binayı yıkılmıştı. Şehrin önemli bir bölümü yıkılmıştı
Depremden sonra onca zaman geçmesi rağmen bu gün bile şantiye alanı gibi hala.
Depremde ülkemiz tek yürek oldu. “Pala Dayı” gibi nice isimsiz kahramanlar bölgeye akın etti.
(Deprem bölgesine iş makinesi taşıyan TIR şoförü Kazım Budak, "Bana ‘Pala Dayı’ derler. ‘Pala Dayı acilen gelir misin, deprem bölgesine makine götüreceksin’ dediler. Öyle deyince ben de bir an önce depreme koşalım diye hemen hazırlandım" dedi. TIR'ın hız kadranını kapattığını ve ne kadar hızla ilerlediğini bilmediğini belirten Budak, "Çok sıkışmadığımda frene de basmadım. Normalde gitsen 12, 13 saate gidilir. Ama biz hızlı gittiğimiz için 9 saatte gittik" diye konuştu.)
Bir kesim de ne yaptı: Siyaset, krizi fırsat çevirme, etnik köken, din, inanç vs.
Yeniden yapılanma ve enkaz kaldırma işinde keza aynı durumlar.
Hayır demeyi bilen ancak yerine bir plan, bir çözüm üretmeyenler de cabası oldu.
Hayır. Dediler. Ancak Evetleri nedir? Bu gün bile bilen var mı?
Çok bir şey değişmedi. Ülkemizin, insanlarımızın o kadar düşüneni! Ve onun için O KADAR mücadele edeni! Varken neden daha kötüye gidiyoruz?
Bu gün şehrimiz için üç boyutlu iki boyutlu bir boyutlu bir örneklem şehir planları var mı? .
Hazır değildik. İstanbul'da da hazır değiliz.
Ders almazsak daha çok Tekerrür eder.
Kayıp sayıları gittikçe artıyor.
Erzincan'da İzmit'te 99'da 17 000 - 6 Şubatta 55.000 olası İstanbul depremin de milyonlar etkilenecek.
Devletin kendi bekası için bir şeyler yapması gerekiyor. Özellikle Devlet diyorum. Suriye'de devlet otoritesi yok. Devlet yoksa Kim kime dum duma.
6 Şubat'ın yıldönümünde ülkemizin bu tür felaketlerle bir daha karşılaşmaması ümit ediyorum. İstanbul depremi için şimdiden olmuş tatbikatın yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mahalle mahalle sokak sokak şimdiden diğer illerden görevlendirilecek personelin belirlenmesi gerekiyor. İstanbul için simülasyon çalışma yapılması gerekiyor. Çok ciddi ve ayrıntılı bir çalışma olması gerekiyor diye düşünüyorum.
Dualarımızda ülkemiz ve insanlarımız. Başka Türkiye Yok.

التعليقات (0)
Facebook Comments