SAMANDAĞ’DA "SURİYE" ÇIĞLIĞI
: "HTŞ Yönetimi Meşru Değildir, Katliamlar Durdurulmalıdır" Hatay’ın Samandağ ilçesinde bir araya gelen Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu, Suriye’de HTŞ kontrolündeki bölgelerde yaşanan hak ihlalleri ve Alevi toplumuna yönelik saldırılara karşı sert bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, Mart 2025 olaylarının "soykırım" niteliğinde olduğu vurgulandı. Suriye’de yaşanan siyasi değişim ve ardından gelen hak ihlalleri, Hatay Samandağ’da protesto edildi. Hz. Hızır Parkı’nda bir araya g
: "HTŞ Yönetimi Meşru Değildir, Katliamlar Durdurulmalıdır"
Hatay’ın Samandağ ilçesinde bir araya gelen Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu, Suriye’de HTŞ kontrolündeki bölgelerde yaşanan hak ihlalleri ve Alevi toplumuna yönelik saldırılara karşı sert bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, Mart 2025 olaylarının "soykırım" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Suriye’de yaşanan siyasi değişim ve ardından gelen hak ihlalleri, Hatay Samandağ’da protesto edildi. Hz. Hızır Parkı’nda bir araya gelen Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu üyeleri, bölgedeki azınlıklara ve özellikle Alevi toplumuna yönelik sistematik baskıları kamuoyuna duyurdu. Basın açıklamasına Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay da destek verdi.
"Yeni Dönem Değil, Baskı Rejimi Kurumsallaştı"
Platform adına yapılan açıklamada, HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) yönetiminin birinci yılını doldurduğu hatırlatılarak, "Yeni Suriye" vaatlerinin yerini baskı ve şiddete bıraktığı savunuldu. HTŞ’nin halkların iradesini yok sayan bir model inşa ettiğini belirten platform sözcüleri, şu ifadeleri kullandı:
"Eşitlik ve özgürlük vaatleriyle sunulan bu yapı, aslında baskı ve zor yöntemlerini esas alan bir iktidar modeli oluşturmuştur. 8 Aralık sonrası emperyalist güçlerin desteğiyle iktidara taşınan bu yapıların halk nezdinde hiçbir meşruiyeti yoktur."

"Mart 2025: Tarihin En Ağır Katliamlarından Biri"
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden birini, Mart 2025’te yaşanan olaylara dair iddialar oluşturdu. 6-8 Mart tarihleri arasında yaşananların uluslararası hukukta "soykırım" olarak tanımlanması gerektiği belirtilerek şu verilere yer verildi:
Can Kaybı: HTŞ’ye bağlı grupların saldırıları sonucu 15 binden fazla Alevi yurttaşın hayatını kaybettiği öne sürüldü.
İnsan Hakları İhlalleri: Toplu infazlar, kadınların kaçırılması, köylerin boşaltılması ve toplu mezarların varlığına dikkat çekildi.
Medya Ambargosu: Uluslararası kamuoyunun ve Türkiye’deki ana akım medyanın yaşananlara karşı sessiz kaldığı, bu sessizliğin suç ortaklığı olduğu savunuldu.
Hedef: Toplumsal Hafıza ve Azınlıklar
Baskıların sadece Alevilerle sınırlı kalmadığı; Kürtler, Dürziler ve Hristiyanların da sistematik bir tehdit altında olduğu vurgulanan açıklamada, Humus’taki son olaylar "karşı-devrimci şiddet" olarak nitelendirildi. İbadethanelerin ideolojik merkezlere dönüştürülmesinin, Suriye’nin birlikte yaşama kültürüne ve tarihsel hafızasına bir saldırı olduğu ifade edildi.
Acil Talepler Sıralandı
Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu, bölgedeki insani krizin sona ermesi için şu talepleri kamuoyuna ilan etti: Suriye’deki tüm inanç ve etnik kimliklerin anayasal güvence altına alınması.
İnanç kimliklerinin resmen tanınması ve halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı duyulması.
Kaçırma olaylarının ve zorla yerinden etmelerin derhal sonlandırılması.
Yaşanan katliamların uluslararası mekanizmalarca soykırım olarak tanınması ve sorumluların yargılanması.
Basın açıklaması, Suriye’de onurlu bir yaşam mücadelesi veren halklarla dayanışma kararlılığının altı çizilerek sona erdi.
E-Sağaltıcı

التعليقات (0)
Facebook Comments