SURİYE’NİN DİŞLERİ SÖKÜLÜYOR

Sohbet Köşesi: Hasan Yavaş Suriye’de yaşananların işçi sınıfı sosyalistleri açısından çok da vay be diyebilecek, şaşırtan bir durum olmadığını söylemek pek yersiz sayılmaz. Gerek Türkiye kamuoyunda, (Kürt sorunu başta olmak üzere Suriye ile ilgili) gerek uluslararası kamuoyunda, devamlı çözüm diye bireyden bahsedildi yıllardır. İçte, Türklerle Kürtler, yaşlılarla gençler, laiklerle muhafazakârlar, kadınlarla erkekler. Solcular ve yoksullarla varsıllar farklı ninnilerle hep aynı uykuya yattılar v

SURİYE’NİN DİŞLERİ SÖKÜLÜYOR

Sohbet Köşesi: Hasan Yavaş

Suriye’de yaşananların işçi sınıfı sosyalistleri açısından çok da vay be diyebilecek, şaşırtan bir durum olmadığını söylemek pek yersiz sayılmaz.

Gerek Türkiye kamuoyunda, (Kürt sorunu başta olmak üzere Suriye ile ilgili) gerek uluslararası kamuoyunda, devamlı çözüm diye bireyden bahsedildi yıllardır.

İçte, Türklerle Kürtler, yaşlılarla gençler, laiklerle muhafazakârlar, kadınlarla erkekler. Solcular ve yoksullarla varsıllar farklı ninnilerle hep aynı uykuya yattılar ve bu uyku halleri hala devam ediyor.

Taleplerimiz sıraladık yasalardan, politikacılarımızdan beklentilerimiz, devletten isteklerimiz vardı.

Çünkü hiç şüphe etmedik etmemiz lazımken.

Çünkü o politikacılar, o yasalar, o devletler, en baştan beri zehirli bir eril geleneğin enstrümanları…

Hal böyleyken Suriye’nin çivisini sökenler kimler ‘’Müslümanlığı savunduklarını söyleyenlerin nasıl da karanlık güçler olduğunu Afganistan’da Taliban’ın yaptıklarından, El Kaide, El Nüsra, IŞİD, ÖSO, yeni adı SMO ve şimdi HTŞ olarak ortaya çıkanların yaptıklarının kapalı bir yanı kaldı mı?

Son yıllarda ne çok uyduruk şeyler dinledik ne çok. Bunlardan birisi de Erdoğan’ının Müslümanların halifesi olacağı savı. Buyursun kim kimin halifesi olacaksa olsun.

Müslüman geçinenlerin yüzüne öyle bir kara çaldı ki şu Suriye’de olanlar değil yüz, bin yıl milyon yıl bu karayı Arap sabunu ile yıkasalar silemezler.

Bütün bu nedenlerle biz sosyalistler ne tarikat ne cemaat tanımadığımız gibi bunlara hiçbir zaman fırsat tanınmamasını savunuruz.

Çünkü ortada ne masumane bir inanç söz konusudur ne de olanlar yutulacak lokma değildir.’’

Şimdi iyi dinleyin!!

Siz siz olun, en küçük iş adamından en büyük bürokratına kadar gözünü sadece para bürümüş insanların eline geçen bu devleti sakın kendi devletiniz sanmayın.

Dünyanın en çağdaş anayasası denilen 1961 anayasasını koruyamadık, köy enstitülerini de,

Ozanlarımızı koruyamadık, şairlerimizi yaktılar.

Gazetecilerimizi de,

Kadınlarımızı da,

Çocuklarımızı da, Emekçilerimizi de.

Aydınlarımızı vurdular.

Laikliği, çağdaşlığı ve en önemlisi Adaleti koruyamadık.

Şimdi de geldiğimiz son nokta da, iktidardan hayvanları korumaya çalışıyoruz.

Umutsuzluk, kötülüğün nedenlerini anlamayan, çıkış yolu göremeyen ve mücadele edemeyenlerin tipik özelliğidir.

Öte yandan bu kapitalist /emperyalist sistemim Suriye ayağında ise; tüm zamanların, kötülüğün en büyüğü oynanıyor.

Suriye’nin dişleri sökülüyor.

Neredeyse 14 yıldır silahlı isyan, vekalet savaşları,diş müdaheleler ve işgallerle yoğrulan Suriye, 12 günde IŞİD’ın ılımlılık iksiriyle dönüştürülen bir versiyonuna bırakıldı.

ABD’nin Terörist listesine eklenmiş ve başına konulmuş 10 milyon dolar ödül var ama’GÖMLEK DEĞİŞTİRMEK’ ve onu müttefiklerini tasfiye etmek COLONİ’YE ‘makul muhalif mertebesine yükseltti.

‘’Suriye’yi derleyip toparlayacak ve bir ulus olmayı bir yana bırakın, toplum olma duygusunu yaratacak kalibre ve karizmada bir liderin çıkma olasılığı sıfırdır.

‘’ Suriyeliler kendilerini bu nedenle toplumdan kopuk ve yalıtılmış hissettiklerinden, sade  kendi başlarının çaresine  bakmayı düşünürler.

Suriyeli gençler ülkelerinde savaşmak yerine neden Türkiye’ye akın ediyor? Diye yıllardır kendimize sorduğumuz bir soru vardı ya…

Yanıtı işte bu: Uğruna savaşacak bir ülkeleri olmadığı için…

Suriye’ye pis ve kirli müdahalenin asıl aktörleri 13 yıl sonra cihatçi güçler eliyle hedefine ulaştı.

Esad’ın gidişinin ardından ‘yıkım aktörü’ Heyet Tahrir el Şam’la (HTŞ) birlikte Suriye’yi yeniden biçimlendirme savaşı başladı.

Baas rejiminin yani Esad yönetiminin hapishanelerinde ki görüntüleri tüm ulusal internet sitelerinde görücüye çıkmışken bir gerçeğin altını çizmek lazım.

Hapishane görüntüleri hepsi birer yapay zekâ oyun tertibidir.

Suriye’de herkesin görmek istediği tablo ayni değil. Burada temel çelişki ABD ile Türkiye arasında beliriyor. Silahlı isyanın sevk ve idare edilmesi, Suriye’nin çökertilmesi ve İsrail’in temin edilmesi konusunda iki ülkenin öncelik listeleri uyuşsa da SDG-YPG’nin yeni düzene ortak edilmesine sıra gelince yollar ayrılıyor şimdilik.

ABD de Suriye’de yeni düzeni kendi önceliklerine göre şekillendirinceye kadar Fırat’ın doğusundaki statükoyu korumak ister.

Ayrıca Kürtlerin Şam’da kurucu aktörler arasında olmasını Amerikan –İsrail çıkarları için daha işlevsel bulabilir..

Sonuç olarak Suriye’de güçler arası denklem emperyalistlerin lehinde her an değişeceği gerçeğini de söylemek lazım.