EĞİTİM SEN SAMANDAĞ, SUSMADI
Hatay'da polis baskını ! Defne ve Samandağ ilçelerindeki konteynerlere polislerce yapılan baskınlarda aralarında İHD yöneticisi Salman Altınöz’ün de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Samandağ ilçesinde de Eğitim Sen Samandağ Şubesi ve bazı konteynerlere polisin baskın düzenlediği ve bazı kişilerin gözaltı alındığı bildirildi. Eğitim Sen Samandağ Şubesi Abdullah Cömert Alanında Basın Açıklaması Düzenledi. Yapılan açıklamada; “ derdiniz ne! Göç mü edelim? Ölelim mi? Bizlerden, evlatlarım
Hatay'da polis baskını ! Defne ve Samandağ ilçelerindeki konteynerlere polislerce yapılan baskınlarda aralarında İHD yöneticisi Salman Altınöz’ün de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Samandağ ilçesinde de Eğitim Sen Samandağ Şubesi ve bazı konteynerlere polisin baskın düzenlediği ve bazı kişilerin gözaltı alındığı bildirildi. Eğitim Sen Samandağ Şubesi Abdullah Cömert Alanında Basın Açıklaması Düzenledi.

Yapılan açıklamada; “derdiniz ne! Göç mü edelim? Ölelim mi?
Bizlerden, evlatlarımızdan, halkımızdan, kurumlarımızdan ellerinizi çekin!
Keyfiliğe, hukuksuzluğa boyun eğmedik, eğmeyeceğiz!
Bu gün gecenin beşinde, aranan kişiler var gerekçesi ile sendikamıza özel harekat tarafından baskın düzenlenmiş, kapı tekmelenmiş, şube başkanımız Cüneyt Kayıkçı ameliyatlı olmasına rağmen yüzüstü yere yatırılmış, üstüne basılmış ve ters kelepçeye maruz bırakılmıştır.

Karanlığa Teslim Olmayacağız
Aynı baskınların başka adreslere de yapıldığı ve gözaltına alınanların olduğu bilgisi tarafımıza ulaşmıştır.
Depremin acı izleri hala üzerimizde iken ve halkın derdine nasıl derman oluruz diye kendimize hasta olma hakkı bile tanımadan 24 saat sendikamızı açık tutma derdinde iken , gündüz vakti gelip soracakları bir soru ile kolayca cevap alabilecek iken , arama var gerekçesi ile tüzel bir kimliği olan sendikamıza ve diğer adreslere karanlıkta yapılan bu baskının tek bir izahı vardır despotluk.
Bu bizler için; Ülkemizde hukukun işlemediği, en temel insan hak ve hürriyetlerinin ayaklar altına alındığı aşikar olan keyfi bir uygulamadan öte bir anlam taşımaz. Fakat böyle olsa da bu keyfiliğe, hukuk tanımazlığa asla boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Keyfiliğe Boyun Eğmeyeceğiz

Sendikamıza yönelik bu keyfi ve hukuksuz baskına gerekçe olarak gösterilen şube başkanımız Cüneyt Kayıkçının kızıdır. Baskın esnasında sendikada olmadığı çok kolay bir şekilde tespit edilebilecek iken, sendikada olsa bile bir davet üzerine savcılığa kendi rızası ile gidip ifade verebilecek iken gece baskını yönteminin tercih edilmesi sendikamızın kurumsal olarak da yabancısı olmadığı bir hukuksuzluktur.
Bu; savcı olmadan, gece vakti sendikaya da girerim, tüzel kimlik, kurum dinlemem diyerek diğer tüzel kimliklere, kurumlara yönelik bir gözdağı amacı da taşımaktadır.
Hele ki deprem gibi büyük bir yıkım sonrası keyfiliğin, kaderimize terk edilmenin ayyuka çıktığı ve fakat bizlerin buna sesiz kalmadığı bir dönemde bu baskının tek bir anlamı vardır: Bu coğrafyada hukuksuzluk tırmandırılarak devam edecek ve hak arama hakkı bile yok sayılacak. Hem de istisnasız herkes için.
Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz
Kaldı ki araması var gerekçesi ile sendikamıza baskını gerekçelendirmek için ismi kullanılan şube başkanımızın kızı sendikada değildir fakat kızımızdır. Akademik anlamda kendini yetiştiren bir müzisyendir, yüksek lisansını bitirmiş, doktorasını yapmaya hazırlanan pırıl pırıl bir gencimizdir.
Doktorasına da katkı sağlayacak şekilde Hatay Akademi Orkestrasının bir üyesi olarak yakında yurtdışı konserleri için hazırlanan, bunun için pasaport işlemlerini tamamlamış ve hiçbir yasal engelle karşılaşmamış bir gencimizdir.
Aynı gerekçelerle daha önce hakkında çıkarılan aramalar, gözaltılar sonrası ülkemiz aydın insanının hemen hemen tamamının maruz kaldığı keyfilik ve hukuksuzluk ile yargılanmış ve beraat etmiştir.
Derdiniz nedir. Gençlerimiz okumasın mı? Kendilerini akademik anlamda geliştirip bu ülkeye kendi alanlarında değer katmasın mı?
Ebeveyn olarak biz ne yapalım. Vergimizi vermemize, mevcut kural ve kaidelere, bizlere bunu reva görenlerin uymadığı hukuk düzenine uymamıza rağmen, sırf egemen akıl ile hem fikir olmadığımız için gece yarıları baskınlarına, keyfiliğe, hukuksuzluğa sessiz mi kalalım.
Keyfiliğe Sessiz Kalmayacağız
Bu da yetmez ise; enkazdan çıkalı henüz sekiz ay geçmemiş iken, kalacak yerimiz yurdumuz yok iken ve vergilerimizin muhataplarından hiçbir talebimiz yok iken, dayanışma ile var olma derdine düşmeyelim mi?
Bizlerden ve evlatlarımızdan ne istiyorsunuz. İsyan mı edelim. Ezelden beridir vatan bellediğimiz bu coğrafyadan göç mü edelim.
Bizler bu ülkenin vatandaşlarıyız ve taşıdığımız nüfus cüzdanlarımız bu ülkenin eşit tapusudur. Herkes kadar bu coğrafyada yaşamak, var olmak hakkımız var. Sırf birilerine amenna ağam, olur paşam demiyoruz ve demeyeceğiz diye bunca hukuksuzluk, keyfilik, gaddarlık bizlere ve evlatlarımıza reva görülemez ve kabulümüz değildir.
Kurumlarımızı, bu güne kadar bu kurumlarda yarattığımız değerlerimizi, acıları ve umutları ile halkımızı, geleceğimizi ve özellikle evlatlarımızı sahiplenecek; bedeli ne olursa olsun, baskılara, keyfiliğe, hukuksuzluğa asla boyun eğmeyeceğiz.
Bizleri, evlatlarımızı, halkımızı, kurumlarımızı rahat bırakın.
Evladıma, halkıma, sendikama dokunma! Karanlığa teslim olmayacağız
Şube Başkanımıza ve Tüzel (KURUMSAL) kimliğimize yönelik keyfi ve hukuksuz tutumdan dolayı ayrıca ve ayrı ayrı suç duyurularımız da olacaktır. Dayanışmayla aşacağız. Umutsuzluk Yasak” ifadelerine yer verildi…
Haber - Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

Yorumlar (0)
Facebook yorumları