“BİZ DEMOKRATİK İNSANLARIZ, LÜTFEN NE GÖRÜYORSAN ONU KONUŞ” ifadeleri üzerine yaşadığım hüsranlar!
Bakış Açısı / Ümit Dadük Sağaltıcı “Bu dizideki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür!” mü acaba! Selamlar canlar BÜLBÜL GİBİ ŞAKIYACAĞIM gene. Demokratik yaklaşım, temelde insanların eşit haklara sahip olduğu ve karar alma süreçlerine katılımın teşvik edildiği bir yönetim ve toplumsal ilişki biçimini ifade eder. Ancak bu yaklaşım, herkesin aynı şekilde düşünmesini ya da bir arada yaşamanın belirli normlara göre şekillenmesini istemek anlamı
Bakış Açısı / Ümit Dadük Sağaltıcı
“Bu dizideki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür!” mü acaba! Selamlar canlar BÜLBÜL GİBİ ŞAKIYACAĞIM gene.

Demokratik yaklaşım, temelde insanların eşit haklara sahip olduğu ve karar alma süreçlerine katılımın teşvik edildiği bir yönetim ve toplumsal ilişki biçimini ifade eder. Ancak bu yaklaşım, herkesin aynı şekilde düşünmesini ya da bir arada yaşamanın belirli normlara göre şekillenmesini istemek anlamına gelmez. Aksine, demokrasi, farklı görüşlerin bir arada bulunabilmesi, bunlar arasındaki diyalogların sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi ve ortak bir paydada buluşmak için mekanizmaların geliştirilmesi gerektiği bir anlayıştır.
Bu bağlamda, olaylar karşısında “sizin istediğiniz gibi şekil almak” - “istediğiniz gibi olana demokratik yaklaşmak” veya “sizin istediğiniz gibi şekil almayanı yerle yeksan etmek” gibi farklı görüşler, Samandağ ilçemde demokrasi anlayışımızı ve bu anlayışın uygulanışını şekillendiren önemli unsur olarak çıktı Basın Mensubu yaşantımda. Ya doğruyu söylemeye çalıştığım için, ya sustuğum için ya da olması gereken bu değil mi dediğim için kimi zaman kadınlığım, kimi zaman anneliğim, kimi zaman eş olduğum hatta kimi zaman yürekten bu ilçede hak olanı konuşmaya çalıştığım görülmedi. Ben bu süreci en ağır 15 yıl basın mensubu kimliğimle adliye koridorlarında yaşadım. En çok eğitimli kimliğimizle övünüyoruz ya güzide ilçemde, en çok linçi de eğitimli kesimden yedim. Ne acı değil mi?
Allah inandırsın, kilolarım hep ondan; linç yemektenJJJJ.
“Bu dizideki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür!” diyor ya TV’de bazı dizilerde alt yazılar.

Anlattıklarımı da direk şahsınıza almayın lütfen. De-mok-ra-tik olmaya çalışacağım.
Birincisi, "sizin istediğiniz gibi şekil almak", demokrasinin içindeki her bireyin kendi görüş, düşünce ve tercihlerini özgürce ifade edebilmesinin, bu özgürlüğün karşılıklı bir saygı içinde olması gerektiği tanımının üstünü çizer. Demokrasi, herkesin aynı şekilde düşünmesi ya da davranması gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, demokrasi, çok sesliliği ve çeşitliliği kabul eder. Bu çeşitlilik, toplumun daha sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için gereklidir. Fakat bireylerin kendi istediği şekilde şekil almak için sürekli olarak birbirlerinin düşüncelerine karşı hoşgörülü olması da önemli bir demokratik ilkedir. Yani, kişilerin özgürlüklerinin tanınması, aynı zamanda diğerlerinin özgürlüklerine de saygı göstermek zorunluluğunu beraberinde getirir.

Öte yandan, "istediğiniz gibi olana demokratik yaklaşmak" ifadesi, toplumun genel bir kabul görmüş düzenine ve kurallarına uygun hareket etme fikrini ima eder. Demokrasi, çoğunluğun görüşünü dikkate alırken, azınlığın haklarının da korunması gerektiğini vurgular. Bu durumda, "istediğiniz gibi olana demokratik yaklaşmak", çoğunluğun kararlarının azınlığın haklarını zedelemeyecek şekilde şekillenmesini sağlamak anlamına gelir. Demokrasi, sadece tek bir grup ya da kişinin istediği gibi şekil alması için değil, tüm bireylerin haklarının eşit şekilde korunmasını ve adil bir toplum yapısının oluşturulmasını amaçlar. Bu da demokrasinin temel felsefesine ve amacına en uygun yaklaşımdır.
Demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi, her bireyin, grup ve topluluğun farklı bakış açılarına sahip olabilmesiyle mümkün değil midir? Ben mi yanlış anladım bunca okuduğum kitap ve dinlediğim programı.
Nasıl bir toplum olduk böyle TBMM’de bile fikir ayrılığının karşılığı yumruk olmuş oldu! Yumruğu yiyende kahraman oldu! Hangi savaşı kazandı da kahraman oldu, memleketteki kazanımlara ne ekledi de kahraman oldu göremiyorum ben? Demokrasi, kendi içinde bu farklılıkları kabul ederken, yine de ortak bir dengeyi tutturmaya çalışır. İstediğiniz gibi şekil almak, demokratik bir toplumda özgürlüklerin tanınması ve bireylerin kendi yaşamlarını istedikleri şekilde düzenlemeleri anlamına gelir. Ancak bu özgürlük, başkalarının haklarına zarar vermediği sürece geçerlidir. Aynı şekilde, toplumu oluşturan bireylerin toplumun genel düzenine saygı göstererek, daha büyük bir ortak amaca yönelik hareket etmeleri, demokrasinin güçlü bir şekilde işlemesi için gereklidir.
20 yıla yakın bir süreyi sektörde (Basın Mensubu) arşınlamaya çalışırken dikkat ettim de, ilçenin ihtiyaçları ve beklentilerini ne zaman konuşsam, hep vuruyorlar abalıya! En çok ta SOL’umdan vuruyorlar. Dostlar siz ne istiyorsunuz hele bi anlatın dinleyeyim. Hele bi deyin bana kim AYNA’da yansımasını görmek istedi de, AYNA – AYNA’lık etmedi. Ammma memlekette “ben bir kenara çekileyim, oğlum var işyeri kapanır. Çocuğum işten atılır. Ben esnafım konuşamam; Ümit sen yan” diyene de ‘dur, hep kahraman arama sen de in alana’ dedim mi dedim doğrudur. Benim de Eşim, çocuklarım, ekmeğini yiyemediğim güç bela sürdürmeye çalıştığım bir ekmek teknem var’ dedim.
Canınızı en çok kim yakar ve susamazsınız biliyor musunuz; en SOLunuza koyduklarınız. Onların ihanetlerini asla ama asla unutamazsınız. Ama öfke diner. Ancak siz eski siz olamazsınız. Bugün toplumda en SOLuma koyduklarım Kadın, hak, hukuk, eşitlik, doğa, hayvan hakları, Samandağ sevdası derken; bir gıdım yol alamazken canım yandı. Bunu dile getirmenin bedelini de yine en solumdan vurarak ödetmeye çalışıyorlar. Beyler ne istiyorsunuz Allahın aşkınıza; tümden mi susayım. Kepenk mi kapatayım? Bu değilse silkinin ve kendinize gelin!
Demem o ki dostlar, okurlar;
Demokratik yaklaşım, kişisel özgürlüklerin ve çok sesliliğin tanındığı, ancak bunların toplumun genel yapısına zarar vermemesi için düzenli ve adil bir şekilde yönetildiği bir yaklaşımdır. Demokratik yaklaşımı hayata geçirmede %30 oranında bile olamayan bu güzide ilçede, ben demokrasiyi anlamaya, öğrenmeye, hayata geçirmeye çalışırken; bırakın da herkesin istediği gibi şekil almayayım.Toplumsal uyum içinde ve başkalarının haklarına zarar vermemeye çalışan bir yerden bırakın yayın yapmayı sürdüreyim.
Hele ki ‘başkaları hata yaptı yazmadın; bizi yazıyorsun’ demek, ne demek?
Ben de o zamanlar herkes gibi depremzede idim. İşyerimi, evimi hatta bilgisayardan tutun flaş belleğime kaybetmediğim şey kalmadı. AYNA yeniden ayağa kalkmaya çalışırken; kaçınız bu gazetenin neye ihtiyacı var? İnterneti var mı? Ofis açabildi mi? Evlatları ile aç mı açıkta mı? Ya da bu insan sağ mı diye sordu! Nasıl ki o süreçte ben de soramadıysam seni, bırak bari kabukbağlamaya çalışan yaramı deşme! Lütfen önce giydiğim ayakkabılarla yürü canım kardeşim. Abim, amcam, dayım, halam, teyzem, ablam ve diğer okurlarım. Ben, ben olmaya çalışırken; AYNA var olmaya çalışırken gölge etme başka ihsan istemez.
Büyük bir yıkım yaşadık, sağ kalan oldu, kaybettiğimiz de. Mal canın yongasıdır derler ama biz malı hiç düşünmeyen noktada kalalım. Kefen bulamadığımız, paranın hükümsüz, mevklerin yerle yeksan olduğu anları unutmayalım. Mal gider gelir, ama giden can olunca durum başka. O nedenle canım kardeşim, etkin ve yetkin var ise, kaybettiğimiz canların hürmetine, bu ilçenin sapa sağlam ayağa kalkması için yol almamıza destek ver. Aksi bir durumda sonradan olacakların vebali bugün etkisi ve yetkisi olan herkesindir. Bugün hakkı bilip konuşmayanlarındır. Dilsiz şeytanlarındır. Bileeeesiiiinnnn.
Evet canlar, “bu yazıdaki bazı karakter ve olaylar gerçek, bazı kişi ve bazı kurumlar da ilgilidir. Hayal ürünü hiç değildir. AMMMMAAAAAA hakikati gören, anlayan; bizim ne olduğumuzu, nerde durduğumuzu bilen tüm canları tenzih ediyorum. Selam ve muhabbet ile…

Comments (0)
Facebook Comments