"DOĞAYI KORUMAK, KENDİNİ KORUMAKTIR"

İSTEK Kaşgarlı Mahmut Okulları öğrencileri, yürüttükleri TÜBİTAK projesi kapsamında Hatay’ın saklı cenneti Milleyha Sulak Alanı’nı Tuz Toplayan Çocuktan Doğa Savunucusuna dönüşen İsmail Zubari ile konuştular. Zubari, İSTEK Kaşgarlı Mahmut Okulları öğrencileri Nazlı Mutlu ve Zeynep Sağaltıcı, Edebiyat öğretmenleri Ayşe Rabia Özer danışmanlığında yürüttükleri “Kültürel Varlıkları Koruyorum: Milleyha” TÜBİTAK projesi için Millîha Sulak Alanı’nın Varoluş Mücadelesini anlattı. Hatay’ın Samandağ ilçes

İSTEK Kaşgarlı Mahmut Okulları öğrencileri, yürüttükleri TÜBİTAK projesi kapsamında Hatay’ın saklı cenneti Milleyha Sulak Alanı’nı  Tuz Toplayan Çocuktan Doğa Savunucusuna dönüşen  İsmail Zubari ile konuştular.

Zubari, İSTEK Kaşgarlı Mahmut Okulları öğrencileri Nazlı Mutlu ve Zeynep Sağaltıcı, Edebiyat öğretmenleri Ayşe Rabia Özer danışmanlığında yürüttükleri “Kültürel Varlıkları Koruyorum: Milleyha” TÜBİTAK projesi için Millîha Sulak Alanı’nın Varoluş Mücadelesini anlattı.

Hatay’ın Samandağ ilçesinde, Asi Nehri’nin denizle buluştuğu noktada yer alan Millîha (Mileyha) Sulak Alanı, sadece göçmen kuşların değil, bir halkın da hafızasını barındırıyor. Gazeteci ve yazar İsmail Zubari, çocukluğunda tuz topladığı bu eşsiz lagünü bugün betona ve ranta karşı korumak için mücadele ediyor.

Samandağ’ın yerel gazetecisi ve "Doğu Akdeniz'in Asi Coğrafyası Samandağ" kitabının yazarı İsmail Zubari için çevrecilik bir meslek ya da geçici bir heves değil; bir yaşam biçimi. 1964 doğumlu Zubari’nin Millîha Sulak Alanı ile ilişkisi, henüz bir çocukken, ailesinin tarım arazilerinden denize ulaşmaya çalıştığı günlere dayanıyor.

Çocukluk Anılarından Ekolojik Bilince

Zubari, Millîha ile ilk tanışmasını şu sözlerle anlatıyor: "Çocukken yüzmeye giderken tarlamızdan direkt Millîha’nın içinden geçerdik. Kurak yıllarda sular çekildiğinde, annelerimiz bizi ellerimizde çuvallarla oraya gönderirdi. Deniz suyu çekilip buharlaşınca geriye kalan tuzu toplar, evimize getirirdik."

Ancak yıllar geçtikçe ve çevre bilinci geliştikçe Zubari, bu alanın sadece tuz toplanan bir gölet veya bataklık olmadığını fark etti. Millîha, kendine has "tuzcul" bitkileri, yer altı sularını iyileştirme özelliği ve barındırdığı yüzlerce canlı türüyle eşsiz bir lagün ekosistemiydi.

315 Kuş Türüne Ev Sahipliği Yapan "Kuş Cenneti"

Türkiye’nin en önemli kuş göç yolları üzerinde bulunan Millîha, kuş gözlemcileri için de bir cennet niteliğinde. Bölgede bugüne kadar 315 farklı kuş türü tespit edildi. Bu türler arasında flamingolar ve yalıçapkınları gibi dikkat çekici kuşlar yer alıyor.

Zubari, bölgedeki biyoçeşitliliğin iyileşmesine dair en somut kanıtı kendi objektifiyle belgelediğini belirtiyor: "Geçen sene yeşilbaş ördeğin burada üreme yaptığına dair ilk kaydı ben yaptım. Sazlıkların arasından yavrularıyla çıkan ördeği gördüğümde yaşadığım mutluluğu tarif edemem. Bu, bir yeri koruduğumuzda doğal yaşamın nasıl kendine geldiğinin en büyük kanıtıdır."

İmar Baskısı ve Mülkiyet Sorunu

Millîha Sulak Alanı, ekolojik önemine rağmen yıllardır insan baskısı ve yanlış politikalarla mücadele ediyor. Zubari, 1960'lı yılların sonunda dönemin belediye yönetiminin, bu doğal alanı dönümü 15 kuruştan akrabalarına sattığını ve bu durumun günümüzde mülkiyet sorunlarına yol açtığını belirtiyor.

Daha yakın tarihte, 1997 yılında verimli tarım arazilerinin ve Millîha'nın imara açılmasıyla bölge üzerindeki tehdit arttı. Yakın zamanda bir inşaat şirketinin bölgeye villa yapma girişimi, belediyenin ve doğaseverlerin direnciyle karşılaşsa da tehlike tamamen geçmiş değil.

Bölge şu anda "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" statüsünde. Bu statü, bölgede tarımın sürdürülebileceğini ancak yapıyı bozacak herhangi bir inşaat faaliyetinin yasak olduğunu belirtiyor.

Vahşi Avcılıktan Kuş Gözlemciliğine Dönüşüm

Son 10 yılda bölge halkının Millîha’ya bakışında ciddi bir değişim gözlemleniyor. Eskiden "vahşice" yapılan avcılık, uluslararası kuş gözlemcilerinin bölgeye ilgisi ve sosyal medyanın gücüyle azalmış durumda. Nadir kuş türlerinin keşfi, Millîha’nın uluslararası kamuoyunda tanınmasını sağladı ve bu durum koruma kalkanını güçlendirdi.

Ancak Zubari, avcılık bitse de kaçak moloz ve çöp dökümü gibi sorunların devam ettiğine dikkat çekiyor: "Biz güzel gördüğümüz şeyleri korumasını bilmiyoruz, ancak elden çıktıktan sonra kıymetini anlıyoruz."

İsmail Zubari, röportajı doğayla barışık bir yaşam çağrısı ile noktalıyor. Sanatın ve edebiyatın doğadan ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan yazar, en büyük önlemin halkın bilinçlenmesi olduğunu savunuyor:

"Halk bilinçli olduğu zaman çevreyi de kuşu da korur. Çünkü onları korumanın kendi hayatını, kendi geleceğini korumak olduğunu bilir. Doğayla, kuşlarla, bitkilerle iç içe yaşamayı öğrenmeliyiz."

Millîha Sulak Alanı, bugün hâlâ var olma mücadelesi veriyor. Ancak İsmail Zubari gibi yerel kahramanlar ve artan çevre bilinci sayesinde, göçmen kuşlar bu "Asi" coğrafyada güvenle kanat çırpmaya devam ediyor.

Ümit Dadük Sağaltıcı