İklim Adaleti Koalisyonu olarak kamuoyuna açıklamamızdır
“BU KADARI DA OLMAZ!” DENİLEN HER ŞEY OLUYOR! ÇÜRÜMÜŞLÜK SİSTEMİN PAÇASINDAN AKIYOR! SAMANDAĞIN ORTASINDAKİ BETON SANTRALİ YARGI KARARINA RAĞMEN, DOĞAYA, İNSANA, HAYATA İNAT TEKRAR ÇALIŞMAYA BAŞLADI! Samandağ; insanı, doğası, konumu, tarihi ile ülkemizin en özel, en kendine has yerlerinden biridir. İçinde yaşayanların haklı olarak kendilerini şanslı saydıkları özel bir “habitat”. Son yıllarda üst üste yaşananlar ise bir kâbus gibi çöktü Samandağlıların üzerine. Önce deprem, yıkım, kayıplar, ilgi
“BU KADARI DA OLMAZ!” DENİLEN HER ŞEY OLUYOR! ÇÜRÜMÜŞLÜK SİSTEMİN PAÇASINDAN AKIYOR! SAMANDAĞIN ORTASINDAKİ BETON SANTRALİ YARGI KARARINA RAĞMEN, DOĞAYA, İNSANA, HAYATA İNAT TEKRAR ÇALIŞMAYA BAŞLADI!

Samandağ; insanı, doğası, konumu, tarihi ile ülkemizin en özel, en kendine has yerlerinden biridir. İçinde yaşayanların haklı olarak kendilerini şanslı saydıkları özel bir “habitat”. Son yıllarda üst üste yaşananlar ise bir kâbus gibi çöktü Samandağlıların üzerine. Önce deprem, yıkım, kayıplar, ilgisizlik, geç kalmalar, ayrımcılık şoku yaşandı. Ardından hoyratça yapılan moloz kaldırmalar ve nadir sulak alanlara dökmeler, “acele kamulaştırma” adı altında özel mülklere el koymalar geldi. Samandağın orta yerine toz, gürültü ve zehir saçan bir beton santralinin kurulması ise, bütün bu yaşanan acılara adeta “tüy dikti”.
Gürkal İnşaat’a ait beton santrali gece gündüz çalışmakta, etrafa yaydığı toz büyük partiküller halinde hayatın üzerine yağmakta, canlı ne varsa üzerini örtmekte idi. Yaşlısıyla, genciyle, çocukları ile insanlar nefes almakta zorlanmakta, solunum yolu hastalıkları artmakta idi. Tarım ürünleri ile ünlü Samandağda bitkilerin üzerini kalın toz tabakası kaplamakta, fotosentez yapmaları neredeyse imkânsız hale gelmekte idi. İşletmenin sıvı atıkları ise arıtmasız olarak Asi Nehrine akıtılarak, ayrı bir kirliliğe neden olmakta idi.
Söz konusu beton santraline karşı uzun süren bir mücadele süreci yaşandı. Hukuk yoluna başvurmak ta bu sürecin bir parçası idi. Nihayet sonuç alındı ve Hatay 3. İdare Mahkemesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Hatay İl Müdürlüğü tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesini durdurdu. Mahkeme kararına temel oluşturan bilirkişi raporu halkın şikâyetlerinin ne kadar haklı olduğunu kabul ediyor, beton santralinin ilkokula 275 metre, konutlara 100 metre, tarım alanlarına 40 metre yakınlıkta olduğunu belirleyerek, yer seçiminin yanlış olduğunu söylüyordu.
Evet, mücadele kazanılmış, sonuç hukuk yoluyla alınmış, Samandağlıların başına bela olan beton santralinin çalışması durdurulmuştu. Ama durun, daha bitmedi. Hani, “Osmanlı’da oyun bitmez” derler ya, işte tam da öyle oldu. İşletme sahipleri devlete (siz “sisteme” diye okuyabilirsiniz), yani Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Hatay İl Müdürlüğüne müracaat ederek, kapasiteyi azaltacaklarını söylediler ve tekrar çalışma izni istediler. Müdürlük yetkilileri isteği kabul ederek, tekrar ÇED gerekli değildir, kararı verdi ve Samandağı’nın orta yerindeki beton santrali tekrar çalışmaya, yani çevresine ölüm saçmaya başladı.
Hukukun üstün olduğu günde beş vakit söylenen ülkemizde, Hatay 3. İdare Mahkemesinin durdurma kararına ne oldu? Mahkeme kararının herhangi bir yerinde işletme kapasitesinin miktarından bahis var mıydı ki, miktar düşürülünce çalışma mümkün olabilsin? İşte, “sistemik çürüme” denilen olgu tam da bu yaşanandır. İnsan sağlığı imiş, endemik bitkiler imiş, yaşamın devamı imiş, sistemin hiç umurunda değildir. Sistem; patronların, el üstünde tutulan, bir çırpıda vergi borçları silinen, her derde deva görülen işverenlerin çıkarları üzerine kurulmuştur. Herhangi bir yargı kararı engel çıkarmaya kalkarsa, küçük bir çalım ile aşılır.
Anayasasında “herkesin sağlıklı bir çevrede yaşam hakkı vardır” yazan bu ülkede Samandağlıların haklı mücadelesi devam ediyor. O beton santrali, Samandağın orta yerinden kaldırılıncaya kadar da sürecektir. Mahkeme kararına karşı hile yapanlar bilsinler ki, Türkiye’nin her yerinde ekolojik yıkıma karşı mücadele yürüten bizler Samandağ halkı ile birlikte beton santralinin kapatılması davasının takipçisi olacağız.
Saygılarımızla,
İklim Adaleti Koalisyonu
Not: Bizler, Cop26 Koalisyonu olarak yaptığımız çalıştay sonucu kapitalist ekonomi-politiğin neden olduğu iklim krizine karşı iklim adaletini savunmak ve bu doğrultuda uluslararası hareketlerin bir parçası olarak mücadeleyi büyütmek, geliştirmek ve sürdürmek amacıyla 25 Aralık 2021 basın toplantımızdan bu yana “İklim Adaleti Koalisyonu” olarak yolumuza devam ediyoruz. Koalisyonumuzun 80 bileşeni var, bireysel ve kurumsal katılımlara açık.

Comments (0)
Facebook Comments