Mevlüd Oruç, "Mülksüz Alevilerin Cumhurbaşkanı Yardımcısı" Çağrısı yaptı, Bölgesel Sorunlara Dikkat Çekti: “HATAY'DA "ÇEVRESEL IRKÇILIĞA" SON VERİLSİN”

Saman dağ Ekoloji Platformu Sözcüsü Mevlüd Oruç, "Mülksüz Alevi'lerin Cumhurbaşkanı Yardımcısı" başlığıyla yayımladığı metinde, toplumsal barış ve demokratikleşme sürecine dair kapsamlı taleplerini dile getirdi ve özellikle Hatay, Antakya, Defne ve Samandağ'daki Alevi vatandaşların yaşadığı mülkiyet ve çevre sorunlarına dikkat çekti. Milli Dayanışma ve Çoğulcu Demokrasi Vurgusu Metninde, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Süreci'nin (Milli DKD) hayati önemine vurgu yapan Oruç, sürecin sadec

Mevlüd Oruç,

Samandağ Ekoloji Platformu Sözcüsü  Mevlüd Oruç, "Mülksüz Alevi'lerin Cumhurbaşkanı Yardımcısı" başlığıyla yayımladığı metinde, toplumsal barış ve demokratikleşme sürecine dair kapsamlı taleplerini dile getirdi ve özellikle Hatay, Antakya, Defne ve Samandağ'daki Alevi vatandaşların yaşadığı mülkiyet ve çevre sorunlarına dikkat çekti.

Milli Dayanışma ve Çoğulcu Demokrasi Vurgusu

Metninde, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Süreci'nin (Milli DKD) hayati önemine vurgu yapan Oruç, sürecin sadece bir komisyonla sınırlı kalmaması, ülke sathında konuşulması ve tartışılması gerektiğini belirtti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin iddia edilen "Bir Kürt, bir Alevi; iki Cumhurbaşkanı Yardımcısı" önerisini, "Çağdaş Çoğulcu Demokrasinin gereği" olarak değerlendirdi ve çoğulcu sistemin toplumu oluşturan her kesimin adil var olma hakkını sağlaması gerektiğini savundu. Oruç, ülkenin sorunlarını savaşarak değil, demokrasi, kardeşlik ve dayanışma ile çözebilecek bilgi ve deneyime sahip olduğunu ifade ederek, barıştan vazgeçilmemesi gerektiğini yineledi.

Mevlüd Oruç, bürokratik kanallarda birikmiş "tortuların" eşit vatandaşlığa aykırı uygulamalara devam ettiğini belirterek, özellikle Hatay'daki Alevilerin yaşam alanlarında karşılaştığı sorunlara odaklandı. Oruç, Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinde Alevilere ait küçük tarım toprakları ve yaşam alanlarının; inşaat, beton, enerji ve turizm şirketlerine "servet aktarımı" uygulamasıyla ellerinden alınmaya çalışıldığını iddia etti.

Depremi, afeti veya konut ihtiyacını fırsat bilerek yapılan "Rezerv", "TOKİ", "Kamulaştırmalı", "Kamulaştırmasız" gibi mülksüzleştirme uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu. Özellikle bölgede kurulan beton santralleri, taş ve maden ocakları, çimento tesisleri gibi kirletici ve gayrisıhhi işletmelerin, Alevi yaşam alanlarını daraltma, zehirleme ve kirletme uygulamaları olduğu gerekçesiyle kapatılmasını talep etti ve bu durumu "Çevresel Irkçılık" olarak adlandırarak son verilmesini istedi.

Demokratikleşme ve Hukuk Talepleri

Metinde ayrıca, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve farklılıkların hukuki güvence altına alınması ihtiyacı dile getirildi. Milletvekili Can Atalay'ın serbest bırakılması ve seçmene saygı gösterilmesi, DEM ve CHP parti örgütlerine ve belediyelerine yönelik keyfi kayyum ve gözaltı uygulamalarına son verilmesi istendi. Siyasi partiler ve seçim kanunlarının demokratikleşmesi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndaki çekincelerin kaldırılması ve merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayetinin sonlandırılarak vali ve kaymakamların halk oylarıyla seçilmesi gerektiği belirtildi.

Alevi Asimilasyon Politikaları ve İnanç Özgürlüğü

Oruç, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının son bulması gerektiğini vurguladı. Alevilerin kendilerini nasıl tanımlıyorlarsa o şekilde kabul edilmesinin önemine değinerek, devlete bağlı ve finanse edilen Diyanet İşleri Başkanlığı'na ihtiyaç olmadığını, zorunlu din derslerinin kaldırılması gerektiğini yineledi.

Çokdilli ve Kapsayıcı Süreç Vurgusu

DKD Sürecini; Türkler, Kürtler, Araplar vb. etnik yapılar için ve Sünni, Alevi, Hristiyan bütün inançlar için ve bütün Türkiyeliler için okuduklarını belirten Oruç, Türkçe, Kürtçe, Arapça, Lazca, Adigece, Abhazca, Ermenice, Boşnakça vb. bütün anadiller için de bu sürecin gerekliliğini ifade etti.

Mevlüd Oruç, Samandağ, Hatay'dan yayımladığı bu metinle hem genel demokratikleşme, barış ve çoğulculuk taleplerini, hem de kendi bölgesi olan Hatay'daki Alevi vatandaşların karşılaştığı mülkiyet ve çevre sorunlarını kamuoyunun gündemine taşıdı.

Ümit Dadük Sağaltıcı