TARİH SİZDEN GEREKÇE DEĞİL, HİZMET BEKLİYOR!

Yerelde yeni yönetim mantığı; hem sınırımızdan çıkartmayız de, hem de kaderine terk et (mi?) ! Manastır, her mevsim misafir ağırlıyor ancak virane görüntüsünün önüne de geçilemiyor. İlimizde Defne ile Samandağ ilçeleri sınırı arasında yer alan, St. Simon Manastırı, efsanesi, eşsiz manzarası ve doğayla iç içe mimarisiyle kentin önemli turistik değerleri arasında yer alıyor. Hatay'da milattan sonra 526 yılında yaşanan büyük depremde ailesini kaybeden Simon tarafından, 6'ncı yüzyılda 530'lu yıllard

TARİH SİZDEN GEREKÇE DEĞİL, HİZMET BEKLİYOR!

Yerelde yeni yönetim mantığı; hem sınırımızdan çıkartmayız de, hem de kaderine terk et (mi?) ! Manastır, her mevsim misafir ağırlıyor ancak virane görüntüsünün önüne de geçilemiyor. İlimizde Defne ile Samandağ ilçeleri sınırı arasında yer alan,  St. Simon Manastırı, efsanesi, eşsiz manzarası ve doğayla iç içe mimarisiyle kentin önemli turistik değerleri arasında yer alıyor.

Hatay'da milattan sonra 526 yılında yaşanan büyük depremde ailesini kaybeden Simon tarafından, 6'ncı yüzyılda 530'lu yıllarda yapılan manastır, Kahramanmaraş depremlerinde ayakta kaldı. Neredeyse haftanın her gününü misafir ağırlamakla geçiren manastır görenleri büyülüyor. Simon Manastırna gerçekleştirdiğim bir ziyaret yüreğimi burktu. Tıpkı çocukluk zamanında evlatları tarafından paylaşılamayan ancak belirli bir süre sonra terk edilen bir anne. Bir dönem 'senin annen değil, benim annem' diyerek kapışılan, zamanla benim annem değil senin annen denilen bir dönemi yaşar gibi Hatay'ın tarihi kalesi. Çoğu okur neden bu benzetmeyi yaptın diyebilir. Amma kaderine terk edilmiş bu devasa tarihte çekilen fotoğraflar beni haklı çıkartmıyor değil!

İnsanoğlunun yerleşim yaşam alanlarının ilk örneklerinin görüldüğü Hatay, onlarca höyük, yüzlerce antik kalıntıyı barındırıyor. Uzansak elimizin değeceği, birkaç adım atsak belki de ulaşacağımız kadar yakınımızda bulunan yörenin tarihsel dokusu ve kalıntıları hakkında aslında çok şeyi bilmiyoruz. Çoğumuz bilmek için özel bir çaba da harcamıyor.

Antakya-Samandağ arasında kalan ve yapımına 541 yıllarda başlandığı bilinen St. Symeon (St. Simon) Manastırı, Samandağ´a adını veren bir yer olarak da adlandırılıyor. İçerisinde üç kilise, bir vaftizhane, 12 sarnıçın bulunduğu St. Simon Manastırının tabanı mozaikle kaplı.

Kısmen kayalardan yontulmuş taşlarla çevrilen manastır, 61 metre eninde ve 68 metre boyundaki bir dikdörtgen içindeki alanda yer alıyor. Üç girişi bulunan manastır, doğu-batı yönünde 160 metre, kuzey-güney yönünde de 130 metrelik bir duvarla çevrili. Manastırdaki vaftizhanenin, bir kiliseyle pasajla bağlantısı da bulunuyor. Kilise ve sarnıç sayısı da manastıra o dönemde ilgiyi ve manastırda yaşayan nüfus hakkında kısmen de olsa bir bilgiyi ifade ediyor.

Yürüyerek gitmeye çalıştığınızda 8 kilometreye yakın yürümeniz gerekiyor, araçla giderseniz virajlı yollardan geçmeniz lazım; 470 rakımdaki tepedeki manastıra ulaşabilmeniz için. Belki de daha az yıpranması, daha çok korunmasının nedeni de yerleşim alanından uzak olmasıdır. Ama yine de bir dönem hazine avcılarının mekanlarından olduğunu söylüyor.

Erken Hristiyanlık hac merkezi olarak kabul edilen ve “Stilitler Tarikatı”nın kurucusu Antakyalı St. Simon tarafından dini eğitimler verilmek üzere kurulan manastırı inceleme şansım oldu.

Simon Manastırı kente gelenlerin görmeden ayrılmadığı mekanların başında geliyor. Şükür ki deprem, neredeyse hasar vermedi, ancak ter edilmişlik; onu yok ediyor diyebilirim.

Aknehir Mahallesi yakınlarındaki gözlerden ırak bir bölgede yaklaşık 480 rakımlı tepede 6. yüzyılda kurulan St. Simon Manastırı, kentin inanç turizminde önemli yer tutuyor.

St. Simon'un 10 metre yüksekliğindeki taş sütun üzerinde 45 yıl inzivaya çekilerek yaşadığı yer olarak da anılan manastır, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Bugün en yıkık virane haliyle içerisinde kilise, vaftizhane, sarnıç ve diğer mimari kalıntıların görülebildiği manastır; tarihi kalıntıları ve doğayla özdeşleşen mimarisiyle ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor.

Bugün 'bakımsızlığı' ve en çok da 'sahipsizliği' konusunda gündem olan, olmaya da devam eden Saint Simon Manastırı için bir dönem 'Samandağ Kaymakamlığı ile Defne Belediyesi Yönetimi 'kime ait' tartışmasında' karşı karşıya gelmiş ve sonuçta alınan kararda bu alanın tarihi önemine işaret edilerek, Samandağ Kaymakamlığı'nın talep reddedilmişti.

O 'red' kararında geçen ifadeler de şunlar olmuştu:

“Gündeme konu olan 'Aknehir Mahallemiz'de mevcut Saint Simon Manastırı'nın bulunduğu bölgenin Samandağ ilçesi sınırlarına dahil edilmesi talebinin görüşülmesi' hakkındaki Strateji Geliştirme Müdürlüğü'nün 22.12.2017 tarih ve 206 sayılı teklif yazısı, görüşülmek üzere Meclis Başkanlığı'nca okutuldu.

6360 Sayılı Yasa kapsamında kurulan, ilçe belediyemizin sınırlarında mevcut 37 adet mahalleden biri olan Aknehir Mahallesi'nde kain M.S. 6. yüzyılda inşa edildiği bilinen Saint Simon Manastırı'nın bulunduğu bölgenin Samandağ ilçesi sınırlarına dahil edilmesi hakkındaki talebi içeren Samandağ Kaymakamlığı'nın 25.09.2017 tarih ve 2068 sayı yazıları ve bu talebe istinaden Strateji Geliştirme Müdürlüğümüzün 22.12.2017 tarih ve 206 sayılı teklif yazıları görüşüldü. Meclisimizce konu üzerinde yapılan görüşmeler neticesinde, ilçemizin yüzölçümü itibari ile ilimizin en yoğun nüfusa sahip ilçesi olması sebebiyle, böyle bir devir işleminin ilçe sınırlarını daha da daraltacağı, gerek bölge ve gerekse ilçe halkının çeşitli kesimleriyle yapılan görüşme ve istişareler neticesinde, TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERE SAHİP Saint Simon Manastırı'nın bulunduğu bölgenin başka ilçeye devredilmesine karşı çıkıldığı müşahede edilmiştir.

Yukarıda belirtilen sebeplerle, ilçemiz hak ve menfaatleri dikkate alınarak, Saint Simon Manastırı'nın olduğu bölgenin Samandağ ilçe sınırlarına devredilmesi yönündeki talebin şiddetle reddedilmesi Meclisimizce uygun görülmüş olup, Meclisçe yapılan müzakereler sonucunda, Meclis'in oyuna sunulan karar 29 (yirmi dokuz) kabul görmüş ve karar oybirliği ile kabul edilmiştir.”

-SORALIM MI? –

Tarihi ve kültürel değere sahip olduğu Defne Belediyesi İlçe Yönetimi tarafından 22.12.2017 tarihinde dile getirilen Saint Simon Manastırı'nın bulunduğu bölgenin başka ilçeye devredilmesine karşı çıkılmasından bu yana geçen sürede,

Manastırın yapısını iyileştirmek için ne yapıldı?

Bugün size ‘tarihi mekanı görmek istiyoruz’ diyecek olan misafirinize mera alanı gibi görünen bu alanı nasıl gezdireceksiniz?

İlçenin bu önemli turizm destinasyonu için proje üretildi mi, ne tür projeler üretildi?

Defne Turizm Stratejisi içinde manastır, ne kadar yer alabildi?

Diğer kurumlarla olan koordinasyon, bu anlamda ne derece sağlandı?

Bugüne kadar yaşanan sorunların çözümü adına hangi adımlar atıldı?

Samandağ'a verilmeyen ve 'bizim için önemli' denen yer idareciler tarafından depremden bu yana bir kere bile ziyaret edildi mi?

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ”Tarihini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkumdur.” Sözünü hatırlatarak; bugün depremin elimizden aldığı tarihi mekanlarımızın da acısı tazeyken, gelin ilimizin elimizde neredeyse elinde az sayıda kalan tarihi kalıntılarından biri olan ST. Simon Manastırına sahip çıkın! Hiç olmasa bütçeniz yeterse, etrafındaki otları temizletin!

Ümit Dadük Sağaltıcı