Salim Diyap yazdı ALEVÎLERİN TOPRAĞINDA SULTAN SELİM GÖLGESİ

Aylardır Suriye’de gözlerimizin önünde, sistemli bir Alevî katliamı yaşanıyor. Ne yazık ki bu katliamın resmi kayıtları tutulmuyor, uluslararası kamuoyundan da yeterli bir tepki gelmiyor. Bu acı tablo sürerken, Lazkiye kırsalındaki El-İsayiye köyünde açılan "Sultan Selim" adlı bir Kur'an kursu, yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor. Bu isim seçimi, sıradan bir dini yapı olmanın ötesinde, çok daha derin ve rahatsız edici bir anlam taşıyor. Katliamların gölgesinde atılan bu adım, niyetin ne d

Salim Diyap yazdı ALEVÎLERİN TOPRAĞINDA SULTAN SELİM GÖLGESİ

Aylardır Suriye’de gözlerimizin önünde, sistemli bir Alevî katliamı yaşanıyor. Ne yazık ki bu katliamın resmi kayıtları tutulmuyor, uluslararası kamuoyundan da yeterli bir tepki gelmiyor. Bu acı tablo sürerken, Lazkiye kırsalındaki El-İsayiye köyünde açılan "Sultan Selim" adlı bir Kur'an kursu, yaşananların boyutunu gözler önüne seriyor. Bu isim seçimi, sıradan bir dini yapı olmanın ötesinde, çok daha derin ve rahatsız edici bir anlam taşıyor. Katliamların gölgesinde atılan bu adım, niyetin ne denli açık ve net olduğunu ortaya koyuyor.

Gönderilen mesaj şu: "Bu topraklarda Alevî yaşamaya devam ettiği sürece biz durmayacağız."

Kur'an kursu aracılığıyla iletilen bu ideolojik mesajın hedefi oldukça açık: inançsal dönüşüm ve kültürel asimilasyon. Bir kez daha, isimler üzerinden tarihi hafızaya müdahale ediliyor. Sultan Selim, Alevî tarihinin en karanlık figürlerinden biri; binlerce Alevî'nin kılıçtan geçirildiği Çaldıran'ın adı şimdi Lazkiye kıyılarına taşınıyor. Bu bir tesadüf değil, açık bir işaret.

Yarın orada sadece "dinî eğitim" verilmeyecek. Aynı zamanda etnik kimliğe ve mezhebe yönelik ideolojik müdahaleler de yapılacak. Kısa bir süre sonra  açıkça "Siz Arap değilsiniz, Eti Türk'sünüz" diyeceklerini biliyoruz. Ardından da o tanıdık cümle gelecek: "Bir yerde Türk varsa, orada Türk-İslam sentezi de olmalıdır." Bu mantıkla Lazkiye'ye gelenler, yerel kültürleri yok sayarak, dilleri bastırarak ve inançları dönüştürerek bir "medeniyet projesi" yürüttüklerini sanıyorlar.

Peki gerçekten bu kadar mı zor?

Bu halkı katletmeden, onların kültürüne, dinine, geleneklerine saygı duyarak onlarla iç içe yaşamak bu kadar mı zor?

Hiçbir iktidar iddiası olmayan bu kadim halkın kendi yurdunda onurluca var olmasına izin vermek bu kadar mı zor?

Biz anladık.

Neler istediğinizi çok net anladık.

Toprağı istiyorsunuz.

Ama o topraklarda yaşayanları istemiyorsunuz. Onların hatırasını, dilini, inancını, göreneklerini silmek istiyorsunuz. Toprağı çıplaklaştırıp üzerine kendi modelinizi giydirmek istiyorsunuz.

Ancak unuttuğunuz bir şey var:

Toprak hafızadır.

Ve hafızası olan bir toprak, kendini unutturmaz.

Alevî halkı da, o toprağın canlı belleğidir.

Katledilerek sindirilemeyecek, isimlerle silinmeyecek, projelerle dönüştürülemeyecek kadar derin bir bellek...

Bu sadece Alevi halkının değil, insanlık onurunun bir sınavıdır.