Samandağı’mızın, tarihinde yok yok İLÇEMİZDEN DEMİR YOLU PROJESİDE GEÇMİŞ
İlçemizde bir Dönem Kaymakamlık yaptığı döneme Samandağı anlatan 3 kitap sığdıran, kısa bir süre önce de Samandağı tarihine 4. Kitabını kazandıran günümüz Niğde Valisi Dr. Cahit Çelik, Samandağı ve Samandağlı ile bağını koparmadı. Vatandaşımızca ilçemiz için büyük bir şans olarak anılan, Niğde Valisi Dr. Çelik, ilçemize ziyaretlerini belirli zamanlarda gerçekleştirmeye devam ediyor. Gönül bağını vatandaşlarımızla koruyan Niğde Valisi Dr. Çelik, Osmanlı'nın hayata geçirilemeyen demir yolu projesi
İlçemizde bir Dönem Kaymakamlık yaptığı döneme Samandağı anlatan 3 kitap sığdıran, kısa bir süre önce de Samandağı tarihine 4. Kitabını kazandıran günümüz Niğde Valisi Dr. Cahit Çelik, Samandağı ve Samandağlı ile bağını koparmadı.

Vatandaşımızca ilçemiz için büyük bir şans olarak anılan, Niğde Valisi Dr. Çelik, ilçemize ziyaretlerini belirli zamanlarda gerçekleştirmeye devam ediyor. Gönül bağını vatandaşlarımızla koruyan Niğde Valisi Dr. Çelik, Osmanlı'nın hayata geçirilemeyen demir yolu projesini kitaplaştırdı. Niğde Valisi Dr. Çelik, tarih araştırmalarını paylaştığı kitabında görsellere de yer verdi.
Hayırsever İş insanı Osman Mıstıkoğlu’nun, sponsorluğu ile basımı gerçekleştirilen ‘Osmanlı’nın ilk demiryolu projesi Samandağ-Basra Demir Yolu’ kitabı günümüze ışık tutuyor.
Kitaptaki anlatımda yer alan bilgilere göre, “Samandağ, Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biri olup M.Ö. XVII. Yüzyılın sonlarına kadar Mısır hakimiyetinde kalmış, bu tarihten itibaren sırasıyla Hitit, Asur, Babil, Pers ve Makedonların egemenliği altına girmiştir. M.Ö. 323 yılında Makedon kralı Büyük İskender öldükten sonra fethettiği tüm topraklar komutanları arasında bölüştürülmüş v e M.Ö. 301 yılında yapılan Ipsus savaşında Antigonus’u yenen Seleucus Nicator, Musa Dağı eteklerinde deniz kıyısına uzanan bir alanda Seleucia Pieria (Samandağ) şehrini bir liman şehri olarak kurmuştur.

Seleucia Piera, Selefkos İmparatorluğunun ilk başkenti olmuş fakat daha sonra Seleucos Nicator şehri denizden gelebilecek saldırılara karşı güvenli bulmayıp, babasının ve oğlunun adını verdiği Antakya (Antioch) şehrini M.Ö.285 yılında kurarak imparatorluğun yeni başkenti yapmıştır. Bu tarihten sonra Samandağ imparatorluğun manevi başkenti olmaya devam etmiş ve ölen tüm krallar Seleucia Piera’da yapılan Kral mezarlarına gömülmüştür.

Dünyada hüküm sürmüş birçok imparatorluk/devlet için çok önemli bir liman kenti olan Samandağ, 526 ve 528 yıllarında yaşanan depremler ile yerle bir olmuş ve bir daha eski ihtişamına kavuşamamıştır. Müslümanların şehri fethetmesinden sonra Süveydiye ismini alan Samandağ daha sonraki yıllarda Antakya’nın limanı olarak dünyaya hizmet vermiş, Ortadoğu ile Batı dünyası arasındaki köprüyü sağlayan en önemli şehirlerden biri olmuştur.
Bu kitap şimdiye kadar Hataylı olarak bizim de bilmediğimiz tarihi bir gerçekliği ortaya çıkardı. İngilizlerin Samandağ-Basra arasında bir demiryolu hattı çalışması yaptıklarını daha önce duymamıştım. Bu güzel çalışmayı Samandağı’na ve Samandağlıya kazandıran Niğde Valisi Sayın Cahit Çelik’e çok teşekkür ediyorum.

Süveydiye (Samandağ) – Basra Demiryolu kitabı İngiliz ve Osmanlı arşiv belgelerinden misyonerlerin günlük ve hatıratlarına yansıyan ve günümüze kadar pek de bilinmeyen Hatay ve Samandağ’ın gizli kalmış tarihini gün yüzüne çıkaran kitabın okunması tavsiyemdir. Hatay ve Samandağ’ın gizli kalmış bu zengin tarihinin ortaya çıkmasından dolayı çok mutluyum. Sayın Çelik’e bu başarılı çalışmayı ilçeye kazandırdığı ve Gazetemiz AYNA’ya hediye ettiği için sonsuz şükranla”
KİTABIN İÇİNDEN:

“Demiryolu taşımacılığı kısa sürede tüm dünyayı değiştirdi. İlk demiryolu taşımacılığının 1825 yılında gerçekleştirilmesinden sonra İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri emperyalist politikaları çerçevesinde yeni hatlar inşa etmeye çalıştılar. Adriyatik Denizi'nden Basra Körfezi'ne, Ağrı Dağı'ndan Mısır'a kadar geniş bir coğrafyaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu, stratejik coğrafi konumu nedeniyle Avrupa ülkelerinin ilgisini çekmiştir. Bu araştırma, Akdeniz'i Basra Körfezi'ne bağlamayı amaçlayan önemli bir kalkınma projesi olan Fırat Vadisi Demiryolu Projesini ele almaktadır.
Proje ile ilgili öneriler 1830'lu yılların başında ortaya çıkmış ve 19. yüzyılın sonuna kadar savunucuları tarafından projenin uygulanması için birçok çaba sarf edilmiştir. Bu araştırma, projenin tarihsel arka planı, Osmanlı ve Birleşik Krallık politikalarına yansımaları, projenin Osmanlı İmparatorluğu ve Birleşik Krallık'a faydalarını özetleyen tartışmaları ele almıştır. Çalışmada tarihsel-analitik metodoloji uygulanmış ve en önemlisi projeyle ilgili Osmanlı İmparatorluğu arşiv kaynaklarından elde edilen bilgiler olmak üzere çeşitli veri kaynakları kullanılmıştır. Ayrıca, Rawdon Chesney, William Patrick Andrew gibi proje savunucularının yazıları ve 19. yüzyıla ait diğer birincil kaynaklar da kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazanmasının ardından Birleşik Krallık, o dönemdeki en büyük sömürge ülkesi olan Hindistan üzerindeki egemenliğini güvence altına almak için elinden geleni yapmaya çalışmıştır.
Fırat Vadisi Demiryolu Projesi, Hindistan'daki İngiliz çıkarları ile proje çıktıları arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koymuştur. Birleşik Krallık, Hindistan ile en kolay ve en iyi bağlantıyı kurarak hem ticari rotayı güvence altına almaya hem de Hindistan'a mümkün olan en kısa sürede askeri teçhizat ve asker sevkiyatı yapabilmeye çalışmıştır. Osmanlı Hükümeti, Orta Doğu'daki politikalarını uygulamak için daha etkili araçlara sahip olmak gerekçesiyle projeyi destekledi ve 1857'de proje şirketine bir imtiyaz teklif etti.
Süveyş Kanalı Projesi'nin %40 hissesinin satın alınmasından sonra İngiliz Hükümeti'nin projeye karşı tutumu değişmiştir. Rusların Erivan-Van veya İran üzerinden Basra Körfezine inme çalışmaları projeyi sürekli gündemde tutmuş ancak Fırat Vadisi Demiryolu Projesi hiçbir zaman hayata geçirilememiş, buna karşın bölgenin stratejik konumu ve sahip olduğu doğal kaynaklar batılı ülkelerin iştahını kabartarak bölgenin sömürgeleştirilmesinin önünü açmış ve bugüne kadar bölgenin istikrarsızlaştırılmasına neden olmuştur.”
CAHİT ÇELİK KİMDİR?
Cahit Çelik, 1976 Yılında Ağrı’nın Patnos ilçesinde doğmuştur. İlkokul, Ortaokul ve Lise eğitimlerini Patnos’ta tamamlamıştır. Lisans eğitimini 1999 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde tamamlayan Çelik, 2000 yılında Erzurum Kaymakam adayı olarak Mülki İdare Amirliği mesleğine başladıktan sonra 2002 yılında Nottingham Üniversitesi Sosyoloji ve Sosyal Politika Anabilim Dalında yüksek lisansını tamamladı.
Kaymakamlık kursundan sonra 2003 - 2008 yılları arasında sırasıyla Ordu - Gülyalı, Artvin - Yusufeli, Bingöl - Genç ilçelerinde Kaymakamlık yapan Çelik, 2008-2009 yılları arasında Giresun Vali Yardımcısı olarak görev yaptı.
2009 - 2011 yılları arasında Çankırı - Ilgaz Kaymakamlığı görevinde bulunan Çelik, 2011 - 2014 yılları arasında Texas Dallas Üniversitesi İktisadi, İdari ve Siyasi Bilimler Anabilim dalında doktorasını tamamladıktan sonra 2014 - 2018 yılları arasında Hatay’ın Samandağ ilçesinde kaymakam olarak görev yaptı.
Cahit Çelik, 2018 - 2021 arasında İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında Mülkiye Müfettişi olarak görev yaptı. 29 Mart 2021 - 15 Ağustos 2023 tarihleri arasında Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği görevinde bulunan Çelik, 09 Ağustos 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Niğde Valisi olarak atanmış ve 17.08.2023 tarihinde görevine başlamıştır. İyi derecede İngilizce, orta derecede Almanca, temel düzeyde de Arapça ve Farsça bilen Dr. Cahit Çelik, evli ve üç çocuk babasıdır.
Ümit Dadük Sağaltıcı

Yorumlar (0)
Facebook yorumları