SUÇ HEPİMİZİN
Merhaba sevgili dostlar, Yazıma başlarken "Hangi konuyu ele alayım?" derken, bir baktım heybede bayağı biriken sorunlar var memlekette. Yerelden genele, Genelden dünyaya, Dünyadan evrene kadar her yerde sorun var. İnsanoğlu kendi rahatı için bu evrene zulmederken, Kendi felaketini hazırladığını hiç bilmiyor. Bu hayatta en güzel mürşit; ölümün var olduğunu Ve insanın bir hiç olduğunu bilmektir. Ne kadar biriktirirseniz biriktirin, Yatacağınız yer 0,8 m²'dir. Ama gelgelelim insanoğlunun hırsına...
Merhaba sevgili dostlar, Yazıma başlarken "Hangi konuyu ele alayım?" derken, bir baktım heybede bayağı biriken sorunlar var memlekette. Yerelden genele, Genelden dünyaya, Dünyadan evrene kadar her yerde sorun var.

İnsanoğlu kendi rahatı için bu evrene zulmederken, Kendi felaketini hazırladığını hiç bilmiyor. Bu hayatta en güzel mürşit; ölümün var olduğunu Ve insanın bir hiç olduğunu bilmektir.
Ne kadar biriktirirseniz biriktirin, Yatacağınız yer 0,8 m²'dir.
Ama gelgelelim insanoğlunun hırsına... Hırsı onu yer bitirir ama o vazgeçmez.
Asıl konumuza dönelim uzatmadan.
6 Şubat felaketinin üstünden 3 yıl geçmesine rağmen, Daha doğru dürüst barınacak bir konut yapılmadı. Yapılanlar yarım yamalak; Sokaklar, altyapılar vb. hep eksik, hep derme çatma.
Şirketler cebini doldururken, Küçük esnaf zamlarla boğuşuyor. Akaryakıta, elektriğe her gün zam gelirken, Yöneticiler refahtan söz ediyor.
İktidarından muhalefetine kadar bence hepsi yalan söylüyor. Kimse samimi değil. Çünkü son 25 yıla bakınca Ve ufak bir araştırma yaptıktan sonra, Hep aynı yüzlerin gündemde ve yetkilerde olduğunu göreceksiniz.
Son 25 yılda kendi küllerinden doğan bir memleketi ithalata muhtaç ettiler. Daha dün bir röportajda, Kaz Dağları’nın ormanlarını kesen şirket; "Ağaçları biz kesmedik, bilmem kaç milyon dolar ödedik, hükümet eliyle kesti" diyor. Yalan olsa bile bu tür röportajlara devletimizin alay konusu olması bana dokunuyor.
Biz ne ara bu kanla sulanmış topraklardan vazgeçtik? Biz ne ara atalarımızın kemiklerini sızlattık? Bu ihanet neden? Bu telaş neden?
Kime üzüleceğimizi şaşırdık: Depremde yitirdiklerimize mi? Filistin’de olan katliama mı? Suriye’de yapılan soykırıma mı? El konulan tapulu arazilere mi? Dış güçlere teslim olan siyasilere mi? Mecliste sokak kavgası gibi olan kavgalara mı? Sağlık sisteminin çökmesine mi? Eğitim müfredatının bu kadar kötü olmasına mı? Atanmadığı için intihar eden öğretmene, Çocuklarına ekmek götüremediği için kendini asan babaya, Katledilen kızına adalet arayan aileye, Sokakta uyuşturucu bağımlısı olup zombi gibi gezen çocuklara, Geçim sıkıntısı yüzünden yıkılan yuvalara, Boşanan çiftlere, Anasız babasız sokağa düşen çocuklara mı?
Kime, neye üzüleceğiz? Kimi suçlayacağız? Burada kim suçlu?
Halk mı? Hükümet mi? Merkezi yönetim mi? Yerel yönetim mi? Sivil toplum kuruluşları mı? Kim suçlu?
Suçlu olan hepimiziz! Her birimiz... Bu kadar olumsuz olan şeye göz yumduğumuz için! Kendi nefsimize yenildiğimiz için! "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" dediğimiz için! Hurafelere inanıp kitap okumadığımız için! Kendi komşumuz aç iken tok yattığımız için!
Birileri memleketi soyup soğana çevirirken sessiz sessiz izlediğimiz için. Hepimiz suçluyuz. İlahi adalette hepimiz hesap vereceğiz.
Saygı ve hürmetle, Cumanız mübarek olsun.
Ali Doğru

Yorumlar (0)
Facebook yorumları