Doğumunda İstenmeyen Bebek, Mardin'i Kültür Turizminin Gözdesi Yaptı. Asrın felaketini yaşayan ilçemize de deprem zamanında el uzatan kadından Mardin’e Sosyal Girişimci imzası.

İLHAM VEREN BİR HAYAT HİKAYESİ Mardin'in geleneksel konaklarından birine en küçük gelin olarak gelen annesinin art arda iki kız çocuğundan sonra üçüncü kez hamile kaldığında, erkek çocuk beklentisi içindeki ailede büyük hayal kırıklığı yaratan o kız bebek, yıllar sonra Mardin'i kültür turizminin en gözde duraklarından biri haline getirecek olan profesyonel turist rehberi Ebru Baybara 'dan başkası değildi. Aile, babanın "üç kızımı da erkek gibi yetiştirip okutacağım" kararıyla İstanbul'a taşınırk

Doğumunda İstenmeyen Bebek, Mardin'i Kültür Turizminin Gözdesi Yaptı. Asrın felaketini yaşayan ilçemize de deprem zamanında el uzatan kadından Mardin’e Sosyal Girişimci imzası.

İLHAM VEREN BİR HAYAT HİKAYESİ

Mardin'in geleneksel konaklarından birine en küçük gelin olarak gelen annesinin art arda iki kız çocuğundan sonra üçüncü kez hamile kaldığında, erkek çocuk beklentisi içindeki ailede büyük hayal kırıklığı yaratan o kız bebek, yıllar sonra Mardin'i kültür turizminin en gözde duraklarından biri haline

getirecek olan profesyonel turist rehberi Ebru Baybara'dan başkası değildi. Aile, babanın "üç kızımı da erkek gibi yetiştirip okutacağım" kararıyla İstanbul'a taşınırken, beklenen erkek çocuk da bu yeni hayata katıldı. Dört kardeş de üniversite eğitimi aldı.

Mardin'e Giden Yol: Krizi Fırsata Çeviren Girişimcilik

Marmara Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünden mezun olan Ebru Baybara, 1999 Marmara depremi sonrasında eşiyle birlikte işsiz kalınca, babasının sıla özlemiyle anlattığı, hiç hatırlamadığı Mardin'e gitmeyi teklif etti. İlk görüşte aşık olduğu bu kadim kente yerleşme kararı, babasının şiddetli karşı çıkışına rağmen genç kadının azmini kırmadı.

1999 yılında sadece 11 bin turisti ağırlayan, 220 yatak kapasitesine sahip, tek bir iddiasız oteli ve esnaf lokantası bulunan Mardin'de, 2000 yılının Eylül ayında bir Alman turist grubuyla yaşadığı deneyim, Ebru Baybara için bir dönüm noktası oldu. Otel yemeklerinden memnun kalmayan grup için yengesinin evinde hazırladığı, mahalle kadınlarının el emeğiyle kurulan harika sofra, turistleri mest etti. Urfa ve Harran programlarını bile iptal ettiren bu yemek, hem Ebru Baybara hem de yöre kadınları için bir milat oldu.

Cercis Murat Konağı İle Bir Sektör Doğuyor

Bu olaydan ilham alan Baybara, 21 kadınla birlikte çalışarak tarihi evleri düzenledi ve geleneksel yemekleri turizme açtı. Yaşanan bazı zorlukların ardından, 1888 yapımı, yedi yıldır boş duran Cercis Murat Konağı'nı kiralayarak 8 Haziran 2001'de Mardin'in ilk turistik işletmesi olan Cercis Murat Konağı'nı açtı. Yalnız bir kadın olarak, mutfağında kadınların çalıştığı içkili bir restoran işletmek, küçük şehir dedikodularını beraberinde getirse de, o işine odaklandı. Bir dönem kadın çalışanlarının aile baskısıyla işi bırakması gibi zorluklar yaşasa da, yeni bir ekip kurarak yola devam etti ve kısa sürede Cercis Murat Konağı, Mardin'in en önemli lezzet duraklarından biri haline geldi. Babasının gelip "çok güzel işler yaptığını" söylemesi ve barışmaları en büyük moral kaynağı oldu. Eşi ise bir yıl sonra ayrıldı.

Ödüller ve Sosyal Etki

Bu girişimcilik hikayesi, Mardin'de yeni bir sektörün oluşmasını sağladı; geleneksel aile işçisi olan kadınlar, en iyi bildikleri işi yaparak turizm ekonomisine ve kendi evlerine katkı sağlamaya başladı.

2007 yılında, Cercis Murat Konağı projesi, Kent State Üniversitesi tarafından sosyal girişimcilik alanında dünyanın 16 ülkesindeki 4 kadından biri seçilmesine vesile oldu.

2011 yılında, Garanti Bankası ve KAGİDER tarafından En İyi Kadın Girişimci ödülünü aldı.

2014 yılına gelindiğinde, Mardin'deki turist sayısı 11 binden 700 bine, yatak kapasitesi ise 220'den 5800'e ulaştı.

Teröre Karşı Direniş ve 'Hayatım Yenibahar' Projesi

2014 yılından itibaren artan terör olayları ve siyasi gerginlikler, Mardin'in turizm çiçeklerini soldururken, Ebru Baybara pes etmedi. Evden dışarı çıkamadığı günlerde bile umudunu yitirmeyen Baybara, mutfaktaki başarısını el işlerine taşıyarak yöre kadınlarının el emeği göz nuru ürünlerinin değerlendirildiği "Hayatım Yenibahar" projesini hayata geçirdi.

Dünya Çapında Tanınma: Bask Dünya Aşçılık Ödülleri Adaylığı

2017 yılında, eğitmen şefliğini üstlendiği, bölge kadınlarının ve Suriyeli sığınmacıların istihdamını hedefleyen Harran Gastronomi Okulu projesi ile dünyanın prestijli ödüllerinden Bask Dünya Aşçılık Ödülleri'ne aday gösterildi ve 110 yarışmacı arasından ilk 10'a kalma başarısını göstererek bir Türk olarak bir ilki gerçekleştirdi.

Ebru Baybara, bugünlerde de Harran Gastronomi Okulu projesi kapsamında kadınlara ve sığınmacılara eğitimler vererek hayatlarına dokunmaya devam ediyor. Aynı zamanda üniversitelerde girişimcilik dersleri vererek babasının "hayata karşı bir duruşunuz ve her zaman bir amacınız olsun" öğüdünü yaşatmayı sürdürüyor.

Ebru Baybara'nın hikayesi, zorlu başlangıçlara, toplumsal baskılara ve ekonomik krizlere rağmen azim, inanç ve sosyal sorumluluk bilinciyle nelerin başarılabileceğinin en güzel kanıtı. O, sadece Mardin'in mutfağını değil, kadınların hayatını ve bir şehrin kaderini değiştiren ilham verici bir sosyal girişimci.

Ümit Dadük Sağaltıcı